İzmir ve Ege genelinde belediyeler ve parti örgütleri bünyesinde yaşanan transferler, yolsuzluk soruşturmaları ve aday belirleme tartışmaları tırmanırken, CHP Gençlik Kolları Merkez Yönetim Kurulu (MYK) Üyesi Canberk Keskin’den siyasal alanın mevcut durumuna dair derinlikli bir teorik analiz geldi. Keskin, İz Gazete için kaleme aldığı makalede, 1980 sonrası neoliberal dönüşümle birlikte siyasete egemen olan sermaye odaklarını ve örgütsel emeği tasfiye eden "kayıt dışı siyaset" olgusunu sert ifadelerle eleştirdi.
Keskin, kamusal denetimin ve ilkelerin dışında şekillenen güç odaklarının siyasi partileri fikri derinlikten uzaklaştırarak kişisel ikbal borsasına dönüştürdüğünü savundu.
"Kayıt Dışı Düzende Ölçüt Emek Ve Liyakat Değil, Güç Merkezleridir"
Siyasette sağlıklı yükselişin örgütsel mücadelenin içinden geçmesi gerektiğini belirten Canberk Keskin, kayıt dışı mekanizmaların yarattığı tahribatı şu sözlerle tarif etti:
"Siyasetin olağan koşullarında yükseliş; mahallede, sandık başında, gençlik kollarında verilen emeğin imzasını taşır. Ancak kayıt dışı siyasetin egemen olduğu dönemlerde bu yapı yerini bozulmuş bir ekosisteme bırakır. Kayıt dışı düzende siyasal yükselişin ölçütü emek, liyakat veya fikri derinlik olmaktan çıkar. Bunun yerine doğru kişilerle dirsek teması kurabilmek, sermaye gruplarının veya görünmeyen güç merkezlerinin desteğini arkasına alabilmek ön plana geçer."
"Gece Gündüz Bayrak Asan Örgüt Aidiyet Krizi Yaşıyor"
Sermaye vesayeti ve atamalı aday belirleme yöntemlerinin parti örgütlerinde yarattığı inanç kaybına dikkat çeken Keskin, şu değerlendirmede bulundu:
"Yıllar boyunca partinin mutfağında bayrak asan, bildiri dağıtan, örgütü ayakta tutan insanlar, hiçbir emek vermeden sırf kayıt dışı ilişkiler ağı sayesinde üst makamlara getirilen isimleri gördükçe adalet duygusunu kaybederler. Liyakatin tasfiye edildiği her yapıda sadakat tek kıstas haline gelir. Siyasi rekabetin yerini yıkıcı hizipleşmeler alır ve kurumlar toplumla olan bağlarını koparır."
"Kayıt Dışı Yöntemlerle Elde Edilen Geçici Güçler Yanıltıcıdır"
Kestirme yollardan makam elde eden aktörlerin kalıcı meşruiyet sağlayamayacağını vurgulayan Keskin, yazısını ilkesel duruş çağrısıyla tamamladı:
"Kayıt dışı siyaset, emek vermeden güce ulaşmak isteyenler için büyüleyici bir kestirme yol sunar. Fakat bu geçici avantaj uzun vadede siyasi kurumların içini boşaltır. Meşruiyetini ve etik zeminini kaybeden hiçbir siyasi yapı, arkasındaki maddi güç ne kadar büyük görünürse görünsün uzun vadede çürümekten ve tarihin çöp sepetine gitmekten kurtulamaz. Demokratik siyasetin geleceği şahıslara değil ilkelere, ham güce değil meşruiyete dayanmaktan geçer."