İzmir ve İstanbul’daki devasa belediye operasyonları, adliye koridorlarına saçılan "mavi valiz" rüşvet itirafları ve temmuz ayındaki Kurultay İptal (Mutlak Butlan) davasıyla sarsılan CHP’de, asıl büyük jeopolitik kırılma Cumhurbaşkanı Adaylığı denkleminde yaşanıyor.
Daha dün genel merkez kaynaklarının "Diploması hâlâ mevcutsa adayımız Ekrem İmamoğlu’dur" diyerek koyduğu hukuki rezerv, bugün Ankara kulislerine bomba gibi düşen "İmamoğlu devre dışı, ibre Mansur Yavaş’a döndü" iddiasıyla resmiyet kazandı. İBB cephesindeki hukuki abluka ve finansal skandalların ardından CHP içinde yükselen yeni stratejinin, Mansur Yavaş hamlesinin ve bu sürecin derin analizi şu şekildedir:
1. İmamoğlu’nu "Devre Dışı" Bırakan Sürecin Arkası
Kulislerden sızan bilgilere göre, Ekrem İmamoğlu adının masadan çekilmesi ya da geri plana itilmesi sadece "Ahmak Davası"ndaki siyasi yasak riskiyle ilgili değil. Asıl gerekçe, partinin üzerine çöken ahlaki kriz:
Aziz İhsan Aktaş ve Beşiktaş Depremi: İmamoğlu'nun en yakınındaki isimlerden Aziz İhsan Aktaş davası ve Beşiktaş Belediyesi’ne yönelik rüşvet operasyonlarında finansal çarkların İBB lojistiğine uzandığı iddiaları, İmamoğlu’nun "temiz ve mağdur lider" imajını ciddi şekilde zedeledi.
Genel Merkezin Finansörlüğü Suçlaması: Cemal Okan Yüksel’in "Sadece senin saflarında diye ahlaksızlığı savunmak seni de ortak yapar" çıkışında hedef aldığı holdingleşen belediyecilik anlayışı, genel merkezin İmamoğlu’nu savunma hattını çökertti. Yargı süreçlerinin temmuzdan önce kesinleşme ihtimali, partiyi "adaysız kalma" paniğine sürükledi.
2. Mansur Yavaş Formülü: "Temiz ve Güvenli Liman"
İmamoğlu’nun devre dışı kalma sinyalleriyle birlikte anketlerde istikrarlı şekilde muhafazakar, milliyetçi ve seküler seçmenden en yüksek ortak oyu alan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP içindeki "Arınma Hareketi"nin ve kurumsal aklın tek çaresi haline geldi.
Ön Seçim Resti ve Stratejik Sessizlik: Mansur Yavaş, daha önce CHP’nin hileli delege borsalarıyla gölgelenen "ön seçim" süreçlerine girmeyeceğini net bir dille ilan etmişti. Yavaş’ın, İzmir ve genel merkez şaibelerle çalkalanırken tamamen Ankara’daki belediye hizmetlerine odaklanması ve tartışmalardan uzak durması, onu partideki kirli finansal ağlardan tamamen ayrıştırdı.
Kılıçdaroğlu Bloku ve Çağrı Heyeti’nin Tercihi: İstanbul İl Çağrı Heyeti ve Gürsel Tekin’in başlattığı Kemal Kılıçdaroğlu’nu geri getirme hamlesinin, aslında arka planda "Kılıçdaroğlu liderliğinde genel başkanlık, Mansur Yavaş adaylığında Cumhurbaşkanlığı" formülü üzerine kurulduğu belirtiliyor. Yavaş, "Avukatlık bürosunda kurulan partilerle" işi olmayan, devlet ciddiyetine sahip bir figür olarak kurucu iradenin adayı olarak öne çıkıyor.