Etimesgut Belediyesi iştirakleri ve ihale süreçlerine ilişkin Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen geniş kapsamlı soruşturmada, kamuoyunda ve hukuk çevrelerinde ciddi tartışmalara yol açan bir gelişme yaşandı.
Sayıştay ve bilirkişi raporlarına yansıyan yaklaşık 12 milyon 155 bin TL'lik kamu zararının odağındaki isim olan ve zimmet suçlamasıyla tutuklanan Serkan Kozan, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak verdiği ifadelerin ardından tahliye edildi. Buna karşın, usulsüzlüğü ilk tespit ederek adli makamlara suç duyurusunda bulunan Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu ve Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Kerimoğlu’nun da aralarında bulunduğu belediye yöneticileri tutuklandı.
Etimesgut Belediyesi’nde yaşanan yolsuzluk soruşturmasında dikkat çeken bir hukuk paradoksu yaşanıyor. Etimesgut Belediyesi Teftiş Kurulu ve Etimkent A.Ş., Eylül 2025'te zimmet ve dolandırıcılık iddiasıyla Serkan Kozan hakkında savcılığa resmi başvuruda bulundu. Ancak soruşturma sürecinde etkin pişmanlıktan yararlanan Kozan serbest bırakılırken, yolsuzluğu adliyeye taşıyan Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu ve ekibi "suç örgütü" iddiasıyla tutuklandı.
Soruşturma Dosyasında Öne Çıkan Detaylar
Soruşturmada öne çıkan ve hukuki tartışma yaratan ana noktalar şunlardır:
"İlk Suç Duyurusunu Biz Yaptık": Belediye kaynakları ve savunma makamı;
İfadelerdeki İddialar Belgelerle Çürütüldü: Etkin pişmanlıktan faydalanan Serkan Kozan'ın "aylık rüşvet dağıtıldığı" veya "hibe binadan kira toplandığı" şeklindeki iddialarının tapu, HTS kayıtları ve banka hesap incelemelerinde somut delillerle desteklenmediği, aksine taşınmazın bedelsiz tahsisli olduğu ortaya konuldu.
Beşikçioğlu'nun İfadesi: Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu, soruşturma kapsamında idari ve mali ihale yetkisinin kendisinde olmadığını, usulsüzlüklerin kendi talimatıyla başlatılan iç denetim ve Teftiş Kurulu mekanizması sayesinde açığa çıkarıldığını belirtti.
Etkin Pişmanlık ve Delil Tartışması
Ceza hukuku uzmanları, zimmet suçuyla yargılanan şüphelilerin etkin pişmanlık beyanlarının tek başına tutuklama gerekçesi yapılamayacağını, bu iddiaların somut finansal veriler, para transferleri ve delillerle desteklenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Yolsuzluğu tespit edip yargıya taşıyan idarecilerin, somut delil bulunmaksızın tutuklanması ise kamuoyunda "Yolsuzluğu ortaya çıkaranlar mı cezalandırılıyor?" sorusunu gündeme taşıdı.