Siyasetin, gücün ve gündelik çıkar çatışmalarının hızla değiştiği dönemlerde insan kalabilmenin sınavı yeniden gündeme geliyor. Usta gazeteci İsmet Orhan, kaleme aldığı felsefi ve edebi analiz yazısında, bireyin ve siyasetçinin asıl karakterinin makamlar, şöhretler veya güç karşısında değil; savunmasızlar karşısında sergilediği tutumla ölçüleceğini ifade etti.
Orhan, "İnsan Olmak, İnsan Kalmak" başlıklı değerlendirmesinde gücün etkisiyle bozulan ilişkileri ve zamana direnmesi gereken vicdani ilkeleri vurguladı.
"Karakter Savunmasızlara Karşı Tutumda Saklıdır"
İnsanın gerçek kimliğinin gücü elinde tuttuğunda ya da muhtaç olmayanlarla ilişkisinde değil, zayıflar karşısındaki duruşunda ortaya çıktığını belirten İsmet Orhan, yazısında şu dizelere ve düşüncelere yer verdi:
"İnsanın karakteri; kendisine muhtaç olmayanlara nasıl davrandığında değil, kendi kendini savunamayacaklara karşı nasıl davrandığında ortaya çıkar. Mesela; susuz kalmış bir ağaca, savunmasız bir hayvana, yürüyemeyen bir yaşlıya, acıkmış bir çocuğa davranışında saklıdır karakteri... İnsan olmak, güçlünün yanında güçlenmek değil; güçsüzün yanında insan kalabilmektir."
"Makamı Ve Gücü Zamanında, Yararlı Kullanabilmek"
Makam, unvan ve imkanların geçiciliğine dikkat çeken Orhan, erdemli kalabilmenin gündelik tercihlerden geçtiğini altını çizerek vurguladı:
"İnsan olmak büyük laflarda değil, küçük iyiliklerde gizlidir. İnsan olmak, insan doğmak değildir... Yaşadığı her gün yeniden insan kalmayı seçmektir. İnsan kalmak; parayı, şöhreti, makamı, diplomayı yerinde, zamanında ve yararlı kullanabilmektir."
"İnsanlığımızı Kaybettiğimizde Her Şeyimizi Kaybederiz"
Yazısını sert ve vurucu bir uyarıyla tamamlayan gazeteci İsmet Orhan, güç ve makam peşinde koşarken kaybedilen değerlerin telafisi olmadığını ifade etti:
"Sonuçta; insan kalmak, insan olmaktan daha zordur. Çünkü her şeyi kaybedebiliriz... Ama insanlığımızı kaybettiğimizde, her şeyimizi kaybettiğimizi görürüz."