Tunç Soyer'den Cezaevinden Mektup: "Çift Taraflı Bilendim"

Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, F tipi cezaevinden mektup yazdı. Soyer'in iç ve dış saldırılara dair çarpıcı mesajları ve tefekkür sürecinin detayları haberimizde...

İzmir Eski Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, tutuklu bulunduğu cezaevinden kaleme aldığı sarsıcı bir mektupla sessizliğini bozdu. Yaklaşık bir yıldır cezaevinde olan Soyer, yaşadığı içsel dönüşümü, siyasi kırgınlıklarını ve geleceğe dair beslediği umutları paylaştı. Soyer’in hem kendi siyasi mahallesine (içeriden) hem de muhaliflerine (dışarıdan) sitem içeren "çift taraflı bilendim" ifadesi, mektubun en dikkat çeken siyasi mesajı oldu.


İzmir 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi'nde 9 ay 10 gündür tutuklu bulunan Tunç Soyer, hücresini "ikinci ana rahmi" olarak tanımlayarak bu süreci bir tefekkür ve vizyon güncelleme dönemi olarak gördüğünü belirtti. Mektubunda dostu düşmandan ayırmayı öğrendiğini vurgulayan Soyer, toplumsal değişimi doğanın döngülerine ve fay hatlarında biriken deprem enerjisine benzeterek adalet umudunun korunması gerektiği mesajını verdi.

Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, cezaevinden gönderdiği mektupta suçsuz olduğunu yineleyerek, maruz kaldığı iç ve dış siyasi baskıların kendisini daha da güçlendirdiğini ve toplumsal muhalefetin er ya da geç başarıya ulaşacağına inandığını ifade etti.


"F Tipi Hücrem İkinci Ana Rahmi Oldu"

Soyer mektubuna, ÇHD Onursal Başkanı Selçuk Kozağaçlı'nın "Tutsaklık – aynı hamilelik gibi- hastalık değil" sözlerine atıfta bulunarak başlıyor. 1 Temmuz’da cezaevine girdiğini hatırlatan eski başkan, geçen 9 ay 10 günlük süreyi karakterinin ve gelecek vizyonunun yeniden şekillendiği bir olgunlaşma dönemi olarak nitelendiriyor. Hücre hayatında çok ders çıkardığını belirten Soyer, geçmişin muhasebesini yaparken sabrını ve cesaretini tazelediğini dile getiriyor.

Çift Taraflı Siyasi Mücadele Vurgusu

Mektubun siyasi kulislerde en çok tartışılacak kısmı ise Soyer'in hem kendi çizgisine yakın odaklardan hem de rakip siyasi çevrelerden gelen saldırılara aynı anda göğüs gerdiğini belirtmesi oldu. Soyer bu yalnızlaştırılma ve mücadele sürecini şu sözlerle aktarıyor:

"Benim gibi başka bir örnek var mı bilmiyorum ama ben hem içeriden hem dışarıdan saldırılara karşı çift taraflı mücadele ederek bilendim. Dostu düşmandan ayırmayı ve özlemlerin ağırlığını hafifletmeyi başararak umudu diri tutmayı öğrendim. Aileme, dostlarıma ve hayata aşkımı büyüttüm."


Toplumsal Enerji ve "Deprem" Metaforu

Özgürlüğüne kavuştuğunda çok daha karanlık, yoksul ve sefalet dolu bir dünyaya gözlerini açacağının farkında olduğunu belirten Soyer, toplumsal hareketleri ve adaletin tecellisini doğadaki fiziksel kurallara benzetiyor:

Enerji Birikimi: Toplumlar da tıpkı doğa gibi enerji biriktirir. Büyük sarsıntı yaşatan bir depremin tam zamanı bilinemese de, o enerjinin bir gün mutlaka açığa çıkacağı bilinir.

Filizlenme Dönemi: Tohumun toprağın altında yeterince çürüdükten sonra filizlenmesi gibi, toplumsal adalet de en karanlık dönemlerin ardından yeşerecektir.

Mektubunu şair Anne Sexton ve Selçuk Kozağaçlı’dan alıntılarla süsleyen Soyer, "Benciller, kötüler, kötülükten beslenenler kaybedecek; barış, özgürlük ve adalet kazanacak" diyerek tüm destekçilerine direnme çağrısında bulundu.

Gündem Haberleri