İzmir Büyükşehir Belediyesi önceki dönem başkanı Tunç Soyer hakkındaki kooperatif soruşturmasında hukuki süreç tırmanıyor. Soyer’in avukatları İsmet Köymen, Dr. Murat Aydın ve Defne Soyer, 1 yılı aşkın süredir devam eden soruşturma ve 7 ayı aşan ikinci tutukluluk sürecine rağmen iddianamenin henüz hazırlanmamış olmasına tepki göstererek ortak bir yazılı açıklama yaptı.
Açıklamada, dosyadaki tüm delillerin toplanmış olmasına, MASAK ve bilirkişi raporlarının Soyer lehine bulunmasına ve süreçte 3 kez savcı değişmesine dikkat çekilerek "Makul süre aşılmıştır; Tunç Soyer derhal serbest bırakılmalıdır" çağrısı yapıldı.
Açıklamadan Öne Çıkan Hukuki Detaylar
"Çifte Tutuklama" Ayrıntısı: Soyer'in ilk dosyadan 5 Ocak 2026 tarihinde tahliye edildiği, ancak 17 Temmuz 2025'te ayrılan "kooperatiflerin iç işleyişi" dosyası kapsamında tahliyesinden hemen önce tekrar tutuklandığı hatırlatıldı.
Sorumluluk ve Yetki Vurgusu: Tunç Soyer’in hiçbir kooperatifin üyesi, yöneticisi veya denetçisi olmadığı, mali işlemler veya kararlar üzerinde idari/hukuki bir yetkisinin bulunmadığı belirtildi.
MASAK ve Bilirkişi Raporları: Dosyaya giren Nisan 2026 tarihli MASAK raporu ve bilirkişi incelemelerinin Soyer lehine olduğu, kendisine yöneltilebilecek somut bir suçlama bulunmadığı ifade edildi.
"3 Kez Savcı Değişimi": Soruşturmayı yürüten savcının süreç içinde 3 defa değişmesinin dosyayı sürüncemede bıraktığı ve Anayasa/AİHM standartlarındaki "makul süre" ilkesinin ihlal edildiği savunuldu.
İzmir Siyasetinde "Hukuk ve Yargı" Ekseni Genişliyor
Yerel yönetimler ve siyasi figürler üzerindeki adli süreçlerin yoğunlaştığı bu dönemde (Çankaya Belediye Başkanı'nın tutuklanıp görevden uzaklaştırılması ve Levent Üzümcü'ye verilen ev hapsi kararlarıyla birlikte), Tunç Soyer dosyasındaki bu son çıkış siyasi dengeler açısından şu sonuçları öne çıkarıyor:
"Yedeğin Yedeği Tutuklama" Eleştirisi: Soyer’in avukatları, ilk dosyadan tahliye kararı çıkacağı anlaşıldığında tefrik edilen (ayrılan) ikinci dosya üzerinden tutukluluğun devam ettirilmesini "hukuki güvencenin aşınması" olarak nitelendiriyor.
CHP ve Muhalefetin Tutumu: Soyer cephesinden gelen bu sert ve somut verilere dayalı açıklama, parti içi dengelerde ve muhalefet kanadında "yargı eliyle siyasal alanın daraltıldığı" yönündeki söylemleri yeniden alevlendirecektir.
İddianame Baskısı: İddianamenin yazılmaması, hukuki bir belirsizlik yaratırken kamuoyunda sürecin bir "ceza yargılamasından" ziyade "idari bir tedbire/cezalandırmaya" dönüştüğü algısını pekiştiriyor.