Gazeteci Yazar İsmet Orhan'ın Kaleminden: "İftira"
Gazeteci yazar İsmet Orhan, son köşe yazısında iftiranın psikolojik kökenlerini, toplumsal boyutunu ve vicdani sorumluluklarını kaleme aldı.

Gazeteci yazar İsmet Orhan, kaleme aldığı köşe yazısında iftira olgusunu psikolojik, sosyal ve ahlaki boyutlarıyla masaya yatırdı. İftiranın gerçeğin mezarına atılan bir taşa benzetildiği yazıda, toplumsal çürüme ve vicdani sorumluluklara dikkat çekildi.
"İftira Atan Kıskançlık, Öfke ve İntikam Duygusu İçerir"
İftiranın bilinçli bir süreç olduğuna ve psikolojik çıkmazlardan beslendiğine vurgu yapan Orhan, yazısında şu değerlendirmelere yer verdi:
"İftira, gerçeğin mezarına atılan taşı andırır… İftirayı atan, bilerek ve isteyerek atar mı derseniz? İşte ona da, depresyon modelleri cevap verir… Kıskançlık, çekememezlik, intikam duygusu, öfke, içerir… Çünkü! Psikolojik anlamda, sosyal ve kişisel sorunlarıyla çıkmazda debelenir… İftira dedikodusu yayılır… Hüküm verilir… İftira atılan, kendini anlatamadan gönüllerde mahkum edilir…"
İftirayı Kim Büyütür?
Toplumsal sorumluluğun sadece iftirayı atana değil, onu sorgulamadan yayanlara da düştüğünü belirten yazar, "Peki! İftirayı kim büyütür? İftira atan mı? Sorgulamadan paylaşan mı? Susarak onaylayan mı?… Eeee!!!! Ne diyeyim? Maalesef, yeri geldiğinde hepsi… Yani, toplumsal çürümeye yüz tutunmuş, her yerde, herkes… İşin ilginç ve acı yanı ise!? İftira atan, kanıt istemez… Dinleyen de, gerçeği beklemez…" ifadelerini kullandı.
"Kendi Dilini Denetlerken Belli Olur"
Gerçek ahlakın bireyin kendi dilini denetlemesiyle ölçülebileceğinin altını çizen İsmet Orhan, yazısını şu çarpıcı dizelerle sonlandırdı:
"Oysa! Toplumun ahlak namusu, başkasının namusu konuşulurken değil, kendi 'dilini' denetlerken belli olur… Sonuçta! İftirayı atan, kötü vicdan kadar… Araştırmadan hüküm veren, vicdanı da sorgulamak gerekmez mi?… İftiramsı söylemlerle… Günlük yaşamı, zevk edinenlerin çoğunluğu, gün be gün hızla artmaya devam ediyor… İftirayı… Kirli bir dil, söylüyor… Temiz bir hayat, darbe alıp, yok oluyor…"
- İşte Orhan'ın yazısının tamamı:
İFTİRA
İftira,
Gerçeğin mezarına atılan taşı andırır …
İftirayı atan,
Bilerek ve isteyerek atar mı derseniz ?
İşte ona da,
Depresyon modelleri cevap verir …
Kıskançlık,
Çekememezlik,
İntikam duygusu,
Öfke,
İçerir …
Çünkü !
Psikolojik anlamda,
Sosyal ve kişisel sorunlarıyla çıkmazda debelenir …
İftira dedikodusu yayılır…
Hüküm verilir…
İftira atılan,
Kendini anlatamadan gönüllerde mahkum edilir…
+++
Peki !
İftirayı kim büyütür ?
İftira atan mı ?
Sorgulamadan paylaşan mı ?
Susarak onaylayan mı ? …
Eeee !!!!
Ne diyeyim ?
Maalesef,
Yeri geldiğinde hepsi …
Yani,
Toplumsal çürümeye yüz tutunmuş,
Her yerde, herkes …
İşin ilginç ve acı yanı ise !?
İftira atan,
Kanıt istemez…
Dinleyen de,
Gerçeği beklemez …
+++
Oysa !
Toplumun ahlak namusu,
Başkasının namusu konuşulurken değil,
Kendi “ dilini “ denetlerken belli olur …
+++
Sonuçta !
İftirayı atan,
Kötü vicdan kadar …
Araştırmadan hüküm veren,
Vicdanı da sorgulamak gerekmez mi ?…
İftiramsı söylemlerle …
Günlük yaşamı,
Zevk edinenlerin çoğunluğu,
Gün be gün hızla artmaya devam ediyor …
+++
İftirayı …
Kirli bir dil,
Söylüyor …
Temiz bir hayat,
Darbe alıp,
Yok oluyor …
Kaynak: Haber Merkezi
Uzman bir gazeteci ve radyo Tv program sunucusu.




















