
Gazeteci Yazar İsmet Orhan, kaleme aldığı son yazısında keçi, siyasetçi ve millet kavramları üzerinden toplumsal ve siyasal davranış modellerini sert bir dille eleştirdi. Her üç kavramın da "inat" paydasında birleştiğini savunan Orhan; toplumun, siyasetçilerin ve bireylerin kendi hatalarıyla yüzleşmek yerine sorumluluğu başkalarına atmasını sorguladı.
"ORTAK ÖZELLİK: YANLIŞLAR KARŞISINDA İNAT"
İsmet Orhan, keçi, siyasetçi ve millet üçlemesinin ortak noktasını şu sözlerle ifade etti:
"Neden millet ve seçtiği siyasetçinin arasına keçiyi soktun diyeniniz olacaktır elbette... Sebebi basit; çünkü üçünün de ortak özelliği yanlışlar karşısında 'inat' ile yaşamayı içselleştirmeleridir."
ÜÇLÜ ANALİZ VE AKIL VURGUSU
Köşe yazısında öne çıkan temel eleştiri ve tespitler şu başlıklarda toplandı:
- Keçi BENZETMESİ: Keçinin uçurumun kenarında bile 'ben doğru yoldayım' diyerek mantık yerine inadı yarıştırdığı vurgulandı.
- Siyasetçiye Eleştiri: Siyasetçilerin gerçeği ve kaybettiğini gördüğü halde geri adım atmadığını belirten Orhan, siyaset alanında doğruyu bulma çabası yerine "haklı görünme hastalığı" olduğunu ifade etti.
- Milletin Sorgulamasızlığı: Herkesin düzenden şikayetçi ve mağdur olmasına rağmen kimsenin sorumluluk almadığı, düzenin neden bu halde olduğunu sorgulamadığı kaydedildi.
ÇIKIŞ YOLU: BİLİM, SANAT VE DÜŞÜNCE
Yazısını akıl ve bilim vurgusuyla tamamlayan İsmet Orhan; cehaletten ve gereksiz inatlaşmalardan kurtulmanın tek yolunun aklın frene basması, bilimin, sanatın ve özgür düşüncenin ön plana çıkarılması olduğunu belirtti.
İŞTE ORHAN'IN YAZISININ TAMAMI:
KEÇİ ! SİYASETÇİ ! MİLLET ! ??? …
Neden,
Millet ve seçtiği siyasetçinin arasına,
Keçiyi soktun diyeniniz olacaktır elbette …
Sebebi basit ?…
Çünkü !
Üçünün de ortak özelliği ?
Yanlışlar karşısında “ İNAT “ ile yaşamayı içselleştirmeleridir …
+++
O halde,
Önce keçiden başlayayım …
Keçiyle inatlaşılmaz…
Çünkü keçi !
Uçurumun kenarında bile olsa,
“ ben bilirim,ben doğru yoldayım “ der …
Bu yüzden,
Keçiyle inatlaşmak,
Aklı değil, inadı yarıştırmaktır …
+++
Gelelim “ siyasetçiye “
Siyasetçilerin çoğunluğu da,
Keçiyi aratmazlar …
Gerçeği görür,
Kabul etmez…
Kaybettiğini görür,
Geri adım atmaz…
Böylesi siyasetçilerde…
Doğruyu bulmak değil,
Haklı görünme “ hastalığı “ vardır…
Yani,
Koltuk bunların altında değil,
Akıllarının üstünde oturur …
+++
Millet mi ?…
Neredeyse,
Herkes “ düzenden “ şikayetçi …
Herkes,
Mağdur …
Ama nedense?
Herkes başkalarını suçluyor…
Hiç kimse,
Hiç bir şeyden “ sorumlu “ değil …
Kimse …
Bu düzen,
Neden böyle?
Ben bu düzenin neresindeyim?
Düşünüp,
Sormuyor - sorgulamıyor …
O zaman,
Bu üçlü arasında,
Suçlu hep başkalarıysa !…
Herkes,
Kendini “ kendi inadına göre “ aklamaya çalışırsa !…
Ülkenin kirini,
Kim paklayacak ki ?…
+++
Sonuçta …
İnat uğruna oluşturulan,
Yaşam biçimleri…
Güçlerini,
Cehalet üzerine kurulmuş toplumlardan almaktadırlar …
İster,
Keçi olsun…
İster,
Siyasetçi olsun…
İster,
Milletin kendisi olsun…
Durum,
Değişmeyecektir …
+++
Asıl mesele ise ?
Akıl,
Her savaşı kazanmak değildir …
Gereksiz savaştan,
Zamanında çıkabilmektir …
Çıkabilmek içinse ?
Aklın,
İnat karşısında,
Frene basmaktan vazgeçmesinden geçer…
Bu geçiş,
Cehaletten kurtulmanın,
Yolu olacaktır …
Yolu boyunca…
Bilim,
Sanat,
Düşünce,
Ön planda oldukça,
İnat ve cehalet yolun arkasında kalacaktır…

Uzman bir gazeteci ve radyo Tv program sunucusu.









İlk yorumu sen yap! Düşüncelerini bizimle paylaş.