İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Meslek Fabrikası’nın Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devri sürecinde yaşanan tahliye operasyonu ve mülkiyet mücadelesi konusunda önemli açıklamalarda bulundu.
MESLEK FABRİKASI İLE İLGİLİ YAPILAN HATANIN NORMAL GÖRÜLMEMESİ, SIRADANLAŞMAMASI İÇİN BİR ARAYA GELDİK
Mitinglerin zorluklarından bahseden Tugay, siyasi kariyeri boyunca birçok mitinge katıldığını ve toplumsal dayanışmanın önemini vurguladı. Yaşlı destançlarına yönelik teşekkürlerini dile getirdi. Siyasi kimliğiyle ilgili olarak ise kalıplara tam uymadığını, kendi yolundan gittiğini ifade etti. Halkın takdiriyle görevlendirildiklerini, asıl kimliklerinin Türkiye Cumhuriyeti ve İzmir vatandaşı olduklarını vurguladı. Geçici görevlerin dışında hiçbir üstünlükleri olmadığını söyledi.
İzmir’in tarihinde doğrunun yanında durma geleneğinden bahsetti ve "İnadına İzmir" sloganına atıfta bulundu. Hannah Arendt’in "Kötülüğün Sıradanlaşması" kitabına değinerek, bireylerin kötülüğü normalleştirmesine karşı uyarıda bulundu. Bu olayda da benzer bir sürecin yaşanmaması için toplandıklarını, suskunluğun kötülüğün yayılmasına yol açacağını dile getirdi.
İZMİR’İN HAFIZASINDA KÖTÜ OLAN BU YERİ RESTORE ETTİK
Meslek Fabrikası’nın tarihçesini anlattı. Binenin 1926 yılında kamulaştırıldığını, tapu ile İzmir Belediyesi’ne ait olduğunu belirtti. 12 Eylül döneminde Devlet Güvenlik Mahkemeleri (DGM) olarak kullanıldığını, bu dönemin İzmir hafızasında kara leke olarak kaldığını aktardı. 2007 yılında belediye yönetimi tarafından restore edildiğini ve İzmir halkının parasıyla dünya kadar harcama yapıldığını vurguladı.
DGM’NİN BIRAKTIĞI KÖTÜ İZİ KOCAOĞLU TEMİZLEDİ
2007’den bu yana 145 bin kişiye 35 alanda 215 branşta meslek eğitimi verildiğini, birçok kursiyerin iş sahibi olduğunu belirtti. DGM’nin bıraktığı kötü izin, Aziz Kocaoğlu yönetiminde değerli bir hizmete dönüştüğünü öne sürdü.
BARİ BİR VAKFA PEŞKEŞ ÇEKECEKSENİZ BARİ GERÇEKTE OLAN VAKFA YAPSAYDINIZ
Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün, adı geçen Beyazıd Baba Vakfı’nın Osmanlı döneminde kapatıldığını, mülklerinin hazineye geçtiğini, günümüzde hayali bir vakıf olduğunu iddia etti. Bilgileri doğrultusunda hukuk mücadelesi başlattıklarını belirtti.
GEREKÇELİ KARARI GÖSTEREMEDİLER
Tahliye işleminin hukuki dayanaksız olduğunu savundu. Polis gücüyle yapılan müdahalenin gerekçeli kararı gösterilemediğini, görev emrinin sunulamadığını aktardı. Davaların sonuçlanması gerektiğini, tahliyenin kamu zararına yol açacağını belirtti.
ATATÜRK’ÜN İMZASI OLAN BELGENİN PANKARTINI İNDİRDİLER
Meslek Fabrikası’nda görevli olmayan özel güvenlik görevlilerinin hukuksuzca içeri girdiğini, Atatürk’ün imzası bulunan tarihî belgenin pankartının indirildiğini iddia etti. Bu eylemin, İzmirlilerin Atatürk’e duyduğu saygıyı incitmek için yapıldığını savundu.
VAKIFLAR MÜDÜRÜ KENDİNİ AÇIK ETTİ, KİMİNLE KONUŞTUN, NE ZAMAN SANA BU TEKLİFLER YAPILDI?
Vakıflar Genel Müdürü’nün binaları kütüphane yapma gibi değişik açıklamalara girdiğini, aylık 5 milyon kira tekliflerinden bahsettiğini aktardı. Bu rakamın nasıl çıktığını sorguladı ve kurumun kendi bomboş binalarını kullanmadığını, kiraya verdiği binlerce gayrimenkulün hesabı sorulmadığını iddia etti.
BENİM İKİ KİMLİĞİM VAR
Kendisinin hem belediye başkanı hem de İzmir halkından bir birey olduğunu vurguladı. Kararlarında vicdanının ve halkın çıkarlarının ön planda olduğunu söyledi.
BİR KAMU KURUMU BAŞKA BİR KAMU KURUMUNUN MÜLKÜNE ÇÖKTÜ
Türkiye’de bir kamu kurumunun diğerinin mülkiyetine el koymasının ilk örneği olduğunu, bunun olağanüstü olduğunu aktardı. Belediye başkanı olarak binaya girmek istediğini, ancak izin verilmediğini anlattı. Hukuki süreçlerle ilgili açtıkları davalarda yürütmeyi durdurma ve tedbir kararları alındığını, ancak bunların kaldırıldığını belirtti.
ASLA DEVLETİME KARŞI YANLIŞ YAPMAM
Devlete bağlı olduğunu, milletin hizmeti için kurulduğunu vurguladı. Devletin gücünün halk üzerinde kullanılmasına karşı olduğunu dile getirdi.
BU EMEĞİ SİZE YEDİRMEM!
Meslek Fabrikası’nın restore edilmesinin emeğini takdir ettiğini, bu emeğin başkalarına "yedirilemeyeceğini" söyledi. Binalardaki ekipmanların kamu malı olduğunu, haksız el koymanın suç olduğunu belirtti. İzmir’in karakteri olan hoşgörü ve dayanışmayı öne çıkardı.
ZALİMLERDEN KORKMUYORUM
Kişisel güvenlik endişelerine rağmen mücadeleye devam edeceklerini söyledi. İzmir’in korkmadığını, yanlışları unutmayacağını vurguladı.
BEN BÜYÜK OLMAYA ÇALIŞMIYORUM
Siyasi kişisel çıkarlardan uzak olduğunu, ülkenin sorunlarına odaklandıklarını aktardı. Eğitim, sağlık, işsizlik gibi temel sorunlara değindi. Atatürk’ün kurduğu devletin ilkelerine gönderme yaptı.
İZMİRLİNİN OYUYLA MİLLETVEKİLİ OLDUKTAN SONRA VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NÜN AVUKATLIĞINA SAVUNAMAZSIN
Siyaseti çıkarcı amaçlarla kullananlara yönelik eleştirilerde bulundu. İzmir’in oyuyla seçilenlerin, İzmir’in haklarını korumak zorunda olduğunu söyledi.
BEN O BİNAYA GİRECEĞİM
Mücadelenin devam edeceğini, hukuki süreçlerle binaya gireceğini ve davaların kazanılacağını ifade etti. İzmir’in dayanışmasına ve partiler arası mücadeleye atıfta bulundu.
İlk yorumu sen yap! Düşüncelerini bizimle paylaş.