
Aydınlık gazetesinden Aykut Diş’in haberine göre, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yargı kararları sonrası yaşanan yönetimsel süreçlerin ardından dış politika stratejisinde köklü bir zihniyet değişimine gidiyor. Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel yönetiminin Batıcı hat olarak nitelendirilen politikalarının silinmeye başladığı belirtilirken, kurulan CHP Dış Politika Kurulu aracılığıyla partinin antiemperyalist ve bağımsızlıkçı köklerine dönüş yaptığı vurgulanıyor.
Açıklamaları ve metinleri Kemal Kılıçdaroğlu’nun da katıldığı toplantılarla şekillenen kurul, dış politikayı milli bir mesele olarak ele alarak kurumsal ve resmi bir dille kamuoyuna sunuyor.
"Asya Ağırlık Merkezi Haline Geliyor, Türkiye Tribünde Kalamaz"
CHP’nin yeni dış politika analizlerinin "Hiper çatışma dönemi" teorisine dayandığı ifade edilirken, dünyanın yeni bir yönetim arayışında olduğu ve Asya’nın küresel ekonomideki ağırlığının arttığı kaydediliyor. Kılıçdaroğlu’nun "Atlantik dünyası yeniden yapılanırken Asya küresel ekonominin merkezidir. Türkiye bu büyük dönüşümü tribünden izleyemez" sözlerine atıfta bulunulan haberde, Türkiye’nin adil paylaşım hedefleyen yeni dünya düzeninde aktif rol alması gerektiği belirtiliyor.
"Türkiye NATO’nun İleri Karakolu Ve Taşeronu Olmaz"
Yeni dış politika yaklaşımında uluslararası kurumlar Türkiye’nin milli çıkarları ekseninde değerlendiriliyor. NATO’ya ihtiyatlı yaklaşılırken, Rusya ve Çin ile dengeli ilişkilerin sürdürülmesi gerektiği savunuluyor. Avrupa Birliği’ne yönelik "kendine faydası yok" değerlendirmesi öne çıkarken, CHP Dış Politika Kurulu’nun temel yaklaşımı şu ifadelerle özetleniyor:
"Türkiye NATO üyesidir fakat NATO’nun ileri karakolu değildir. Türkiye Avrupa güvenliğinin bir parçasıdır fakat Avrupa’nın çevresinde bekletilecek bir ülke değildir. Türkiye ABD ile kurumsal müttefiklik ilişkisi yürütür fakat hiçbir büyük gücün stratejik taşeronu olmaz."
Mavi Vatan, Kıbrıs Ve S-400 Vurgusu
Haberde, Özel yönetimi döneminde "hayalperestlik" olarak eleştirilen Mavi Vatan çizgisine güçlü bir şekilde sahip çıkıldığı, Ege’de Yunanistan’ın ABD ve İsrail desteğiyle attığı adımların yakından izlendiği aktarılıyor. Kıbrıs’ta ise iki devletli çözüm modeli ve "Kıbrıs Türk Devleti" vizyonu öne çıkarılıyor.
Ayrıca Türkiye’nin envanterindeki S-400 hava savunma sistemleri hakkında uyarıda bulunan kurul, F-35 gerekçesiyle bu sistemlerin elden çıkarılmasının Türk hava sahasında telafisi imkansız güvenlik zafiyetleri yaratacağını ifade ederek sistemlerin korunması gerektiğini vurguluyor.

Uzman bir gazeteci ve radyo Tv program sunucusu.









İlk yorumu sen yap! Düşüncelerini bizimle paylaş.