© 2026 Ege Medyası - İzmir Son Dakika Haberleri
Haber Yazılımı: Aladağ Bilişim

Uçum: 15-16 Temmuz: Milli Demokratik Halk Devrimi

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, 15 Temmuz'un Türkiye'nin siyasi tarihi açısından anlamını AA Analiz için kaleme aldı.

Yayınlanma
Güncelleme
4 Dk Okuma Süresi

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, 15 Temmuz askeri darbe girişiminin siyasi tarihteki yerini, getirdiği dönüşümleri ve sosyolojik etkilerini kapsamlı bir teorik çerçeveyle ele almış.

1. Kurtuluş ve Kuruluş Çelişkisi

Anadolu Kapsayıcılığı: Atatürk liderliğindeki ilk kurtuluş mücadelesi, tüm kimlikleri ve değerleri kucaklayan kapsayıcı bir felsefeye dayanıyordu.

Kuruluş Dönemi ve Dışlama: Cumhuriyet'in kuruluşuyla birlikte, dönemin küresel şartlarının da etkisiyle "kapsayıcı" anlayışın yerini "dışlayıcı/batıcı" bir ulus yaratma pratiği aldı. Bu durum dindarlar, Kürtler, Aleviler ve azınlıklar üzerinde sistematik baskılar yaratarak devlet ile toplum arasında kronik bir çelişkiye yol açtı.

2. "İkinci Kurtuluş" Olarak 15 Temmuz

Demokratik Merkez: AK Parti ve Erdoğan liderliği, devlet-toplum çelişkisini çözmek ve vesayetçi yapıyı gerileterek antidemokratik sistem içinde "demokratik bir merkez" kurmak için çalıştı.

İki Kurtuluşun Karşılaştırması:

Birinci Kurtuluş: Açık bir emperyalist işgale karşı, ekonomik olarak zayıf koşullarda, Atatürk önderliğinde kazanıldı.

İkinci Kurtuluş (15 Temmuz): İç dinamikleri (FETÖ) kullanan örtülü bir emperyalist işgal girişimine karşı, ekonomik ve siyasi olarak daha güçlü koşullarda, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde kazanıldı.

3. "Millî Demokratik Halk Devrimi" ve Hukuk İçinde Kalma İlkesi

Uçum, 15 Temmuz'u dünya siyasi tarihindeki en büyük "barışçıl halk devrimlerinden" biri olarak tanımlar:

Millîdir; çünkü dış destekli ve işgal amaçlı faşist bir kalkışmayı püskürtmüştür.

Demokratiktir; çünkü millî iradeyi ve sandığı korumuştur.

Halk Devrimidir; çünkü elit bir kadro değil, bizzat halkın kendisi sokağa inmiştir.

Hukuk İçinde Kalma İlkesi: Dünya tarihindeki diğer devrimlerin aksine, 15 Temmuz sonrasındaki tasfiye süreci (KHK'lar, ihraçlar ve yargılamalar) sivil çatışmaya mahal vermeden, OHAL Komisyonu gibi hak arama yolları açık tutularak tamamen hukuk çerçevesinde yürütülmüştür.

4. Yeni Liderlik Tipi: "Doğrudan ve Organik Liderlik"

Yazıda Erdoğan'ın liderlik tarzı, klasik siyaset bilimindeki tanımların ötesinde yeni bir model olarak sunulur:

Tez Demokrasisi vs. Talep Demokrasisi: Seçkinlerin halk için en iyiyi belirlediği "temsil siyaseti" (tez demokrasisi) yerine; halkın talep ve ihtiyaçlarının doğrudan politikaya dönüştüğü "talep demokrasisi" (sosyolojik siyaset) inşa edilmiştir.

Dönüştürücü Liderlik: Halk ile kurulan organik bağ, kitlelerde lidere karşı tam bir güven duygusu yaratmış ve bu güven 15 Temmuz gecesindeki direnişin en büyük yakıtı olmuştur.

5. İlk Kez Açıklanan Sayısal ve Eylemsel Veriler

Yazıda, darbe girişimi ve sonrasındaki sivil direnişe dair İçişleri Bakanlığı kaynaklı bazı somut veriler ilk kez paylaşılmıştır:

Katılım İstatistikleri

15 Temmuz Gecesi Sokağa Çıkan Kişi Sayısı: 2.596.368 (Bunun 1,8 milyondan fazlası 30 büyükşehirde, geri kalanı ise 50 şehirde sokağa çıkmıştır).

Demokrasi Nöbetleri Katılımı (26 Gün): 37.635.323 (Mükerrer katılımlar ayıklandığında dahi 10 milyondan fazla tekil kişinin aktif olarak mücadeleye katıldığı tahmin edilmektedir).

Halkın Müdahale Ettiği Kritik Noktalar

İşgalden Kurtarılan Yerler: TBMM, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Atatürk Havalimanı, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, FSM Köprüsü, TRT binaları ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi.

İşgali Engellenen Yerler: MİT Müsteşarlığı, TÜRKSAT, Türk Telekom, Denizli Çardak Havalimanı (darbecilerin askeri uçak kullanımı engellenmiştir), Sabiha Gökçen Havalimanı ve çeşitli illerdeki valilik/emniyet binaları.

Özetle; Mehmet Uçum’un analizi, 15 Temmuz'u askeri bir darbenin bastırılmasından öte; Cumhuriyet'in kuruluşundan beri sarkan "devlet-toplum" çelişkisini halk lehine çözen, vesayetçi bürokrasiyi tasfiye eden ve Türkiye'de "sosyolojik/doğrudan siyaset" dönemini kalıcı hale getiren kurucu bir halk devrimi olarak konumlandırmaktadır.

Senin de fikrin var mı?

İlk yorumu sen yap! Düşüncelerini bizimle paylaş.